4.01.2008

Hanımlarla İstişare

Hudeybiye antlaşması tamamlanmış ve Kureyş heyeti Mekke’ye geri dönmüştü. Fakat Müslümanların kampında büyük bir sessizlik hakimdi. Başlar öne eğilmişti. Bu kadar yolu gelmelerine rağmen Kabe’yi ziyaret edememiş olmaktan ve yapılan anlaşmadaki eşitsizliklerden dolayı hayal kırıklığı yaşıyorlardı.

Hz.Ömer (r.a) dayanamayarak ayağa kalktı ve Hz.Peygamber (s.a.s)in yanına gitti:

- Sen Allah’ın peygamberi değil misin?

- Evet!

- O halde neden dinimizin şerefini bu kadar düşürüyoruz?

- Ben Allah’ın peygamberiyim ve Ona karşı gelemem. O bana zafer verecek.

- Fakat Sen bize Kabe’ye gidip onu tavaf edeceğimizi söylememiş miydin?

- Evet! Fakat bu yıl gideceğinizi söylemiş miydim?

- Hayır.

- Muhakkak Kabe’ye gideceksiniz ve onu tavaf edeceksiniz.
Hz.Ömer (r.a), kendisine hakim olamıyordu. Soluğu Hz.Ebubekir’in (r.a) yanında aldı. Aynı soruları ona da sordu. Hz.Peygamberin (s.a.s) söylediği cevapları duymamış olmasına rağmen o da aynı cevapları verdi.

Hz.Peygamber (s.a.s) ayağa kalktı ve halka seslendi:

- Ey Müslümanlar! Kalkın kurbanlarınızı kesin ve saçlarınızı tıraş edin!
Fakat Müslümanların hiç biri yerinden kımıldamadı. Hz.Peygamber (s.a.s), emri bir kez daha tekrarladı fakat yine kimse yerinden kımıldamadı. Üçüncü kere emir tekrarlandı ama yerinden kalkan olmadı. Hz.Peygamber (s.a.s) dönüp, hanımı Ümmü Seleme’nin yanına geldi:

- Ya Resulallah! (s.a.s) Neyin var?

- Ya Ümmü Seleme! Halkın bu hali nedir? Şaşılacak şey doğrusu! Onlara kurbanlarını kesmelerini tekrar tekrar söylüyorum. Sözlerimi duyuyorlar, yüzüme bakıyorlar ama içlerinden hiç biri emrimi yerine getirmiyor.
- Ya Resulallah! (s.a.s) Bu hal, halka her nasılsa gelmiş bulunuyor. Sen hemen git, kurbanlık develerini kes ve tıraş ol! Kimseye de bir şey söyleme! Sen böyle yaparsan, halk da sana uyar.

Hz.Peygamber (s.a.s), “Bismillah, Allahu Ekber!” diyerek develerini kurban etti. Müslümanlar, Hz.Peygamber (s.a.s)in kurbanını kestiğini görünce, hepsi birden kurbanlarını kesmeye başladılar. Ümmü Seleme der ki:

- Kurbanlıklara doğru öyle yığıldılar ki, birbirlerini ezmelerinden korktum.

***

Bir yakınım anlatıyor:

- "Kadınlarla istişare et, dediklerinin tersini yap" diyordu dedem. Ben de latife olduğunu bilsem bile söylediklerinin etkisinde kaldım. Fakat zaman içerisinde gördüm ve anladım ki; "kadınlarla istişare et, dediklerinin tersini yap" diyen istişare ehlinin (bu hususta) dediğinin tersini yapmalı imiş. Tecrübe ile sabit.

1 yorum:

mehmetabi dedi ki...

Hmmm...
Enteresan bir yazı...
İstişare etmeyenlerin de edenlerin de dikkatine...
Nerelerden bulursun böyle güzel ve ilginç yazıları Muhterem Ebruli...
Yanlış anlama kaynak filan sormadım:)
Selamlar...